20 Kasım 2010 Cumartesi

Bir varmış bir yokmuş,en çokta yokmuş...

Küçükken masalların sonunu bilmece oyunu oynardım..Hani tahmin yeteneğimin süper olduğunda falan değil  atardım işte.. Benim hayalimde ki gibi bitsin ister , sonu başka çıkıncada ''uyucam ben'' der dönerdim sırtımı..Mızıkçılık değildi yaptığım.. Kimseyi yüz üstü bırakmazdım , portakalııı soyduuumm başucuma koyduuumlu çıkarlarım vardı tek , ebe olunucaksa olurdumda...Öyle içine girip duracağım dolaplar yoktu evimizde..Ya da ben o dolaplara sığacak kadar minik bi çocuk olmadım hiç...Saklanmadım hiç ama kaçtım sonlardan.. Masalın sonuna yaklaştığında nasıl kelimeler uzar bitmez bilmezya ordan anlardım sonu geldiğini '' şimdii pamuk prenses ölüüüürr'' derdim ''Kül kedisi kabağı yer arabasız kalır'' demişliğim bile vardı.. Korkardım sondan, hayalkırıklığı olursa ya benim istediğim gibi bitmezse diye.. Yaşım daha tek haneli yaşlar...O günden beri hep korktum sondan..Dizilerin final bölümlerinde bile korktum , maçın son dakikaları hep korktum..Radyoda çalınan son şarkıdan bile korktum.. Sonlar beklediğim gibi olmadı çünkü hiç.. Hayat hep ters köşe yapmazdı elbet ama aklımın erdiği tüm sonlarım acı oldu...
Zaman geldi duyarsızlaşmayı bile öğretti hayat..
Acıta acıta
kanata kanata
ama öğretti..
ama zor
ama kolay
ama yalan
ama en çok gerçek..

2 yorum:

CMOS dedi ki...

sen bir vardın bir yoktun baba;ama en çok ta yoktun.Öyle bir geçer zaman ki den bir replik,sen de çok güzel yazmışsın ama postu yaa

Ezgi* dedi ki...

Herşey bir var bi yok ama en çok yok değil mi zaten..Teşekkürler Cemile..