8 Şubat 2011 Salı

Aşhkkıımmmm mhhhaaannnyaaak sefiiiiooorumm !

Aslında tek sorun bu değil mi? İnanıyor musun? Bana? Kendine? Tanrı’ya?
Hayata? O özel günlere, mesela sevgililer gününe ya da doğum günlerine? Bu doğum günlerinin özellikleri nedir? Doğmuş olmuş olmak ya da doğduğumuza inanmamak mı doğum günlerini kutlamamak? Hatta sevgililer gününü bir REKLAM bombardımanı gibi düşünüp, nefret etmekte var. Mesela ben! Aylarca, günlerce 1 buket çiçek vermemiş, hiç o güne kadar gece telefon etmemiş bir sevgili ne o sevgililer gününde Eros onu malum bir yerinden oklamış gibi şekil değiştiriyor. Evet, saat 00:00 oldu mu o baş döndüren mesaj geliyor. “ Sevgililer günü-günümüz kutlu olsun, sevgilim!” Ertesi günü kapıda
çiçekçi, Kırmızı güller.. Güller hemen sayılıyor bakalım kaç tane almış?? !,2,3,4,5,6,7,8… 8 mi? OLAMAZ!
Tek sayı olmalıydı. Ben TEKİM çünkü, olmadı şimdi ya, diyerek siniri de bozulabiliyor sevgilimizin. Diğer yandan, adam gibi sevgililer vardır, ararlar, sorarlar sormasına da sevgililer gününde aramazlar öyle beklenen gibi, kızlar o müthiş reklam furyası hediyelerden almazlar, ne bileyim erkekler gülsüz bırakırlar sevgililerini. E işte bu kavga sebebidir, nasıl olur! Nasıl olur da hatırlamaz, ilgilenmez oysa bu bir sevgililer günüdür. Herkes inanmak zorunda mı canım bu illete! Bana her gün sevgililer günü, benim doğum günüm her gün… Ama diğer açıdan evet biz sömürülüyoruz. Koyun beyinlerimiz sömürülüyor ve hatta kazandığımız paracıklarımız bir bir oraya gidiyor. Gitsin madem.Ve biz Türk Gençleri olarak ülkemizi düşünüyoruz. Savunuyoruz. Arkasındayız. Bence arkasından olmaktan çok biraz önüne geçmeliyiz ve yolunu kaybetmesinden korkmalıyız. Hadi Atam demiş, Türkiye sizlere emanette, hadi demiş ki, Bizi Avrupa Birliğine çağırırlarsa oturur bir düşünürüz,şartlarımızı koyarız, uyarsa kabul ederiz! Yani şimdiki gibi onların şartlarına uymak için çabalayan bir ülkeden söz etmemiş. Bana soracak olursanız, bir ülke bir insana benzemeli, gururu olmalı, onuru olmalı,hayatı olmalı, çizgisi olmalı. Başka çizgilerle kesişebilir ama paralel olmaya çabalamamalı.
Şimdi sevgililer günüyle ne alaka öyle değil mi? Ya da inanmak ve inanamamakla… Tanrı’ya inanmasak o
var olur muydu? Hayat’a inanmasak yaşayabilir miydik? Bir insana inanmasak evlenebilir miydik? Bir ülkeye inanmasak arkasında durabilir miydik?
Belki de Amerika doğru söylüyor.
Bir gün bütün dünya AMERİKA olacak…

3 yorum:

Yumuşak G dedi ki...

Sende mi sevgililer gününde yalnızsın?

LieLLa dedi ki...

Bu konuda gram konuşmam.
Sevgililer gününe gelince, lanet ossun.

Mimledim seni bebek.

Ezgi* dedi ki...

Yumuşak G : Hayır..3.5 senedir bana hergün Sevgililer Günü canım :)..

LieLLa: En kısa zamanda mimin gelicek teşekkürler canımcım :)