Çok içimden gelenleri yazmak için taşınma vakti şimdi...
Yepyeni bir yerde devam etme vakti yazmaya...
İlk blogum, ilk yazılarım,ilk izleyicilerim,ilk yorumlarım...
Tozlu kitap gibi çatı arasına kaldırdım sizi...
Ben yine burdayım.
Okumaya, görmeye aç olarak.
Veda konuşması olsun buda.
:*
15 Mayıs 2012 Salı
13 Mayıs 2012 Pazar
11 Mayıs 2012 Cuma
9 Mayıs 2012 Çarşamba
SAKIZ
Yutkunamadığım kelimelerim var benim.
Yutmaya kalkınca boğazımda kalan, dilime gelince dilimi yakan...Orta yerde tutuyorum hepsini.Dilimin altında , yanağımın içinde... Acılaşan sakız gibi.Sakız gibi çünkü içimde gevelediğim onca şeye başka bir ad bulamıyorum...
Güneş önceden de böylemiydi ? Yazın gelişini önceden de böyle mi beklerdik? Önceden gülüşüm değişik miydi? Mesala kahkahalarla gülerken bir anda durabiliyor muydum önceden de?
Hayat çok garip bu günlerde demiştim ya size..Bir garip, bir değişik.
Hayır, yarın Madagaskarda uyansam koymaz yani.O derece.
Yutmaya kalkınca boğazımda kalan, dilime gelince dilimi yakan...Orta yerde tutuyorum hepsini.Dilimin altında , yanağımın içinde... Acılaşan sakız gibi.Sakız gibi çünkü içimde gevelediğim onca şeye başka bir ad bulamıyorum...
Güneş önceden de böylemiydi ? Yazın gelişini önceden de böyle mi beklerdik? Önceden gülüşüm değişik miydi? Mesala kahkahalarla gülerken bir anda durabiliyor muydum önceden de?
Hayat çok garip bu günlerde demiştim ya size..Bir garip, bir değişik.
Hayır, yarın Madagaskarda uyansam koymaz yani.O derece.
6 Mayıs 2012 Pazar
5 Mayıs 2012 Cumartesi
11 Nisan 2012 Çarşamba
Futbol sevmeyen erkek mi ?
Futbol sevmeyen er kişisi olur tabi efendim !
Ama;
Gel gör ki;
-Futbol seven prens artı koruyucudur.Tribünde höyküren adamdan zarar gelmez sivri sinekten gelen zarar kadar. Şöyle ki bunun topuğu ısırması ve bütün bir geceyi piç etmesi vardır. Erkek öyle midir? Koruyucudur. Orda 22 kişiye can-ı gönülden serenat yapan prens bir hatun kişisine neler yapar düşünmeye gör.
-Futbol seven prens artı sosyaldir.Geceleri sırtını kaşıttırmak yerine halı saha maçlarına gider.Bilet kuyruklarında sabahlar velhasıl camış gibi yatmaz.
-Futbol seven prens artı problem çözücüdür. Çünkü kalecinin sakatlandığı anlarda yerine en iyi defans oyuncusuyla maçın kurtarıldığı anlara şahit olmuştur. Bilir. Güven verir.
-Futbol seven prens artı anlayışlıdır.Teknik direktörlerin saha kenarında yaptığı akrobatik hareketleri futbolcuya "Selçuuuuukkkkkk koş be ooooolum!" diye tercüme edebilitesi vardır. Ya da teknik direktör elleriyle başını ovduğunda. "ayağının pergeline sıçıyım ! Höst! " diyebilir.Öhm neyse.
Sözün özü Futbol sevmeyen er kişisi olur amma futbol sevmeyen beyaz atlı prens olmaz olsun!
Ama;
Gel gör ki;
-Futbol seven prens artı koruyucudur.Tribünde höyküren adamdan zarar gelmez sivri sinekten gelen zarar kadar. Şöyle ki bunun topuğu ısırması ve bütün bir geceyi piç etmesi vardır. Erkek öyle midir? Koruyucudur. Orda 22 kişiye can-ı gönülden serenat yapan prens bir hatun kişisine neler yapar düşünmeye gör.
-Futbol seven prens artı sosyaldir.Geceleri sırtını kaşıttırmak yerine halı saha maçlarına gider.Bilet kuyruklarında sabahlar velhasıl camış gibi yatmaz.
-Futbol seven prens artı problem çözücüdür. Çünkü kalecinin sakatlandığı anlarda yerine en iyi defans oyuncusuyla maçın kurtarıldığı anlara şahit olmuştur. Bilir. Güven verir.
-Futbol seven prens artı anlayışlıdır.Teknik direktörlerin saha kenarında yaptığı akrobatik hareketleri futbolcuya "Selçuuuuukkkkkk koş be ooooolum!" diye tercüme edebilitesi vardır. Ya da teknik direktör elleriyle başını ovduğunda. "ayağının pergeline sıçıyım ! Höst! " diyebilir.Öhm neyse.
Sözün özü Futbol sevmeyen er kişisi olur amma futbol sevmeyen beyaz atlı prens olmaz olsun!
31 Mart 2012 Cumartesi
28 Mart 2012 Çarşamba
Bazı insanlar şarkı sözü gibi
Şahdamarım Ajdar, Abuçiçiçi Mustafa efendime söyleyeyim Acayip hayvanlara benziyirsen Hüseyin değil kastettiğim...
Kastettiğim bir "sen deeee vardııııın o güüüüün bizimleeeeee, dostlaaaar anlattıııııııı adıııın çoook geçtiiiii" li şarkılar...Bana bir kişi gösterin şu şarkı tam beni anlatıyor demesin.
Hangimiz 4 dakikalık bir şarkının sadece tek cümlesi için saatlerimizi harcamadık...Bundan yıllar önce Tan "Ziyan"ı söylerken...Tek gırtlak nağmesi için bağrımı parçaladığım günler aklımda...
Uzun lafın kısası...Hayat bazen çok Mustafa Ceceli !
Kastettiğim bir "sen deeee vardııııın o güüüüün bizimleeeeee, dostlaaaar anlattıııııııı adıııın çoook geçtiiiii" li şarkılar...Bana bir kişi gösterin şu şarkı tam beni anlatıyor demesin.
Hangimiz 4 dakikalık bir şarkının sadece tek cümlesi için saatlerimizi harcamadık...Bundan yıllar önce Tan "Ziyan"ı söylerken...Tek gırtlak nağmesi için bağrımı parçaladığım günler aklımda...
Uzun lafın kısası...Hayat bazen çok Mustafa Ceceli !
22 Mart 2012 Perşembe
Allahım anladın sen onu.Amin !
İşe başladığım her ay için 1 kiloyu itinayla göbek bölgeme toplamışken ben aç uyumayayım kim uyusun a insanlık !
Abi ay başına bir kilomu alınır bedenimin büyüdüğünü yazlık kıyafetlerimi çıkarırken gözüme Victoria Beckham malı görünen bodyler efendim Gülşen bedeni kotlar geldiğinde anladım.
Tamam hala kapılardan geçebiliyorum.2 gündür itina ve istikrarla hayattan soğutur bir beslenme düzenim var. Güya light sandviç diye sunulan kaşar peynir doldurulmuş bir sandviçi akşam yemeği saydığım günün ardından bugün midemde bir hıyar popülasyonu olması gerçeği var. Efendim her gördüğün hıyara tuz alıp koşmayacaksın.(Bu lafı burda kullanmasam valla yer bulamıyorum) Öğle ve akşamı sebze graten ve hıyarla geçirdim..Şuan bana giden yollar kapalı anlayacağınız.
Bu istikrarla verdiğim kiloları Temmuz'a kalmadan uçururum arkadaş !
Gel gör ki birbirinden yaratıcı isimlerle kendinden soğutan yemekhanemiz ( bknz Sodexo çorba, Yuvarlama çorba, Altunizade çorba) bugün supangle,baklava,ıslak kek,tavuk göğsü,zeytinli ekmek veeeee makarna salatasıyla deyim yerindeyse sıçtı ağzıma! Ama ben o handikaptan kurtularak hıyar rejimime devam ettim.
Hem benim midem küçük olum ! Acıkmam ki ben ! Hiç sevmem yemek.
Hatta size en sevmediğim şeylerin başında Makarna salatası ve Çikolatalı tatlılar olduğunu söylemiş miydim ?
Abi ay başına bir kilomu alınır bedenimin büyüdüğünü yazlık kıyafetlerimi çıkarırken gözüme Victoria Beckham malı görünen bodyler efendim Gülşen bedeni kotlar geldiğinde anladım.
Tamam hala kapılardan geçebiliyorum.2 gündür itina ve istikrarla hayattan soğutur bir beslenme düzenim var. Güya light sandviç diye sunulan kaşar peynir doldurulmuş bir sandviçi akşam yemeği saydığım günün ardından bugün midemde bir hıyar popülasyonu olması gerçeği var. Efendim her gördüğün hıyara tuz alıp koşmayacaksın.(Bu lafı burda kullanmasam valla yer bulamıyorum) Öğle ve akşamı sebze graten ve hıyarla geçirdim..Şuan bana giden yollar kapalı anlayacağınız.
Bu istikrarla verdiğim kiloları Temmuz'a kalmadan uçururum arkadaş !
Gel gör ki birbirinden yaratıcı isimlerle kendinden soğutan yemekhanemiz ( bknz Sodexo çorba, Yuvarlama çorba, Altunizade çorba) bugün supangle,baklava,ıslak kek,tavuk göğsü,zeytinli ekmek veeeee makarna salatasıyla deyim yerindeyse sıçtı ağzıma! Ama ben o handikaptan kurtularak hıyar rejimime devam ettim.
Hem benim midem küçük olum ! Acıkmam ki ben ! Hiç sevmem yemek.
Hatta size en sevmediğim şeylerin başında Makarna salatası ve Çikolatalı tatlılar olduğunu söylemiş miydim ?
17 Mart 2012 Cumartesi
Derbiler tatlanacak seninle vol2
Ben lacivert batar kırmızı doğarım bazı sabahlar.Bazı sabahlar tam tersi..
Günlerden derbi günü sevgili..Sen "asma yüzünü" diye kurulacak bir sürü cümle biriktirdim dilimde...90 dakika boyunca kullanacağım. Seçeceğim özenle. Mesala sarının yanına gelen lacivertte Fenerbahçe'yi değil seni görmeye çalışacağım...
Söz böyle olacak nice derbiler...

Derbiler tatlanacak seninle demiştim. Arkasındayım sevgili..
Başka olacak o zaman derbiler.Kadın ve çocukların olduğu maçlarda sesi kısılırken televizyonun tek benim sesim yankılanacak salonumuzda..Gözlerinde ki #sessiz taraftar istiyoruz ifadesinin sebebi benim sesimi duymak olacak...Belki baş ucumuzda son maçı bekleyen idda kuponlarımız da olur... Bu sefer "aşkım bu maç nasıl biter bak kazanmalıyım" demek yerine "kazanmalıyız" derim belki de...Yaptığım uçsuz tahminlerimden sonra adam gibi kupon yap diye gülmezsin bana.Kim bilir her kuponda denediğim ilk gol kaçıncı dakikalar arası olur tahminim tutar yanında..Her zaman istediğim tribünü yaparız evimizde...İkinci yarıya yetişmekse amaç hızlı gidişinden de yakınmam.
Böyle hayaller kurarım işte...Kırmızı kartları, kaçırılan golleri, görmeyen hakemleri düşünmem o an.
Ama söz kısarım sesimi seninle...
Koy bi çay da içelim derken ıhlamurla gelirim yanına.
O zaman iyi olan kazansın sevgili..Ben lacivert yatıp kırmızı kalktım bu sabah..
Günlerden derbi günü sevgili..Sen "asma yüzünü" diye kurulacak bir sürü cümle biriktirdim dilimde...90 dakika boyunca kullanacağım. Seçeceğim özenle. Mesala sarının yanına gelen lacivertte Fenerbahçe'yi değil seni görmeye çalışacağım...
Söz böyle olacak nice derbiler...

Derbiler tatlanacak seninle demiştim. Arkasındayım sevgili..
Başka olacak o zaman derbiler.Kadın ve çocukların olduğu maçlarda sesi kısılırken televizyonun tek benim sesim yankılanacak salonumuzda..Gözlerinde ki #sessiz taraftar istiyoruz ifadesinin sebebi benim sesimi duymak olacak...Belki baş ucumuzda son maçı bekleyen idda kuponlarımız da olur... Bu sefer "aşkım bu maç nasıl biter bak kazanmalıyım" demek yerine "kazanmalıyız" derim belki de...Yaptığım uçsuz tahminlerimden sonra adam gibi kupon yap diye gülmezsin bana.Kim bilir her kuponda denediğim ilk gol kaçıncı dakikalar arası olur tahminim tutar yanında..Her zaman istediğim tribünü yaparız evimizde...İkinci yarıya yetişmekse amaç hızlı gidişinden de yakınmam.
Böyle hayaller kurarım işte...Kırmızı kartları, kaçırılan golleri, görmeyen hakemleri düşünmem o an.
Ama söz kısarım sesimi seninle...
Koy bi çay da içelim derken ıhlamurla gelirim yanına.
O zaman iyi olan kazansın sevgili..Ben lacivert yatıp kırmızı kalktım bu sabah..
15 Mart 2012 Perşembe
At gözlüğü
At gözlüğüne ihtiyacım var benim...
Yapacaklarım, içimde o kadar birikmişken; yapamadıklarımı düşünüp dünyanın çekilmez bir hal alışını görmek istemiyorum.
Bugün sıkıntıdan tarot falıma baktırdım.7 kart seçtim. Hiç bir dileğime odaklanmadım.Ne acı odaklanacak kadar umutlu değilim bu aralar.7 kartta içimi kendi kendime kararttığımı söyledi bana.3gündür yüzünü görmediğim iş arkadaşım bugün gelip "seni bu aralar dalgın görüyorum" dedi. Üç gündür görüşmüyoruz ki cümlesini yuttum. Zira haklı olma ihtimalinin oluşu susturdu beni.
Rüzgara karşı kürek çekiyorum.Hayır efendim zor olan rüzgara karşı kürek çekmek, gemiyi mürettebatsız limana sokma dalavereleri değil. Zor olan "insanı yaşatan idealleridir" cümlesi.
Tokat gibi, tekme gibi...
Son günlerde en büyük heyecanım haftasonu olan derbi.
Hayır o kadar umutsuz değilim.
Valla.
Yapacaklarım, içimde o kadar birikmişken; yapamadıklarımı düşünüp dünyanın çekilmez bir hal alışını görmek istemiyorum.
Bugün sıkıntıdan tarot falıma baktırdım.7 kart seçtim. Hiç bir dileğime odaklanmadım.Ne acı odaklanacak kadar umutlu değilim bu aralar.7 kartta içimi kendi kendime kararttığımı söyledi bana.3gündür yüzünü görmediğim iş arkadaşım bugün gelip "seni bu aralar dalgın görüyorum" dedi. Üç gündür görüşmüyoruz ki cümlesini yuttum. Zira haklı olma ihtimalinin oluşu susturdu beni.
Rüzgara karşı kürek çekiyorum.Hayır efendim zor olan rüzgara karşı kürek çekmek, gemiyi mürettebatsız limana sokma dalavereleri değil. Zor olan "insanı yaşatan idealleridir" cümlesi.
Tokat gibi, tekme gibi...
Son günlerde en büyük heyecanım haftasonu olan derbi.
Hayır o kadar umutsuz değilim.
Valla.
4 Mart 2012 Pazar
Gel sarılalım Evren...
İzin günümde yapılan binbir plana eşlik olsun diye dolu yağdıran kaderim,bir iş gününü güneşle taçlandırıyorsan sorun hakkaten bende değil sende !
Sorun sende ki kötü havayla imtihan ediyorsun beni. Radyo frekanslarından gidip en can alıcı Hakan Altun şarkılarını buluyorsun. Efendime söyleyeyim en olmadık zamanda beni tartılma güdüsüne boğuyorsun.
Güneşin içime doğması gereken bir pazar sabahı neşeli yolculuklara rağmen içimde fırtınalar kopartıyorsun. He o kadar sıkıyorsun ki gün aşırı ders çalıştırıyorsun...
Yapma bunu sayın evren...
Bak ters yapma , yol isteme.Otobanı veririm eline, pisleşirim tinerci olurum başına.Yapma !
Kaşınma!
Güldür yüzümü. Azıcık "hayırlısı" lafının içini doldur...Kelimelerimi yutturma bana. İçime attırma...
Pimim çekildi.Kimde patlayacağımı bilmiyorum. Kime gitsem bir telaş başka tarafa atıyor beni...Kaçarken başkalarından daralıyor zamanım.
Asma yüzümü Evren !
Gel sarışalım !
Sorun sende ki kötü havayla imtihan ediyorsun beni. Radyo frekanslarından gidip en can alıcı Hakan Altun şarkılarını buluyorsun. Efendime söyleyeyim en olmadık zamanda beni tartılma güdüsüne boğuyorsun.
Güneşin içime doğması gereken bir pazar sabahı neşeli yolculuklara rağmen içimde fırtınalar kopartıyorsun. He o kadar sıkıyorsun ki gün aşırı ders çalıştırıyorsun...
Yapma bunu sayın evren...
Bak ters yapma , yol isteme.Otobanı veririm eline, pisleşirim tinerci olurum başına.Yapma !
Kaşınma!
Güldür yüzümü. Azıcık "hayırlısı" lafının içini doldur...Kelimelerimi yutturma bana. İçime attırma...
Pimim çekildi.Kimde patlayacağımı bilmiyorum. Kime gitsem bir telaş başka tarafa atıyor beni...Kaçarken başkalarından daralıyor zamanım.
Asma yüzümü Evren !
Gel sarışalım !
3 Mart 2012 Cumartesi
Zevkli Cumalar !
Bir iş gününü daha atlattığım Cuma akşamıydı...Yani öyle sıradan bir Cuma değil.Zira bu aralar onun mu beni benim mi onu atlattığını kestiremediğim günler yaşıyorum...
4 blogger. ( Özellikle yazılmayı bekleyen cümle) ve birmilyonsekizyüz çiftle beraber "diğer kızlardan tek farkımız çok gezeceksek düz ayakkabı tercih etmemiz ve çıtçıtlı body giymemiz" sorunsalını tartışırken "benim kahvem şekerli olsun"la başladı her şey...Ve an itibariyle düzenli ilişkiye benzettiğim "rejime başlıyorum" repliği can buldu. Şöyle ki; baktım yemeden olmadı bu sefer akşamları yemeden nefes almaya karar verdim..Çok değil 2 gün önce de açık öğretim sınavlarım için hazırlanmaya karar vermiş ve ders çalışmıştım. Nasıl olduğunu bilmeden bugün de bir diğer dersi çalışıyorum. Yani biraz ara verdim kabul.
Demem o ki ben değişiyorum arkadaş !
Kura kura kafamda deli sorularla yaşanmıyor. Oluruna bırakıyorum.Ne biliyim bi çaresi bulunur çıkmazların bi uyuyıp uyanalım diyorum..Dilimin ucuna gelen o eski halimden eser yoklu melodileri susturuyorum...
-En azından tüm bunlar için çaba sarfediyorum.
-"su çok güzel gelsene, sandalet ayaklarımı çok kirletiyor, etek giyince bacaklarım sürtünüyor pişik oldum"su repliklere özlem duyuyorum.
-Sosyalleşme umutları kuruyorum
-iş çıkışı trafiğine gülümsüyorum
-sabahları türk sanat müziği dinliyorum
-giyilmeyecek olsada pentiden çoraplar alıyorum
-kırılmayan saçlarıma hayret ediyorum
-tamam kabul fazla yemek yiyiyorum
-derbi günü yaklaştıkça heycanlanıyorum
-o'nu göremiyorum
-o'nu özlüyorum
-o'nu seviyorum
4 blogger. ( Özellikle yazılmayı bekleyen cümle) ve birmilyonsekizyüz çiftle beraber "diğer kızlardan tek farkımız çok gezeceksek düz ayakkabı tercih etmemiz ve çıtçıtlı body giymemiz" sorunsalını tartışırken "benim kahvem şekerli olsun"la başladı her şey...Ve an itibariyle düzenli ilişkiye benzettiğim "rejime başlıyorum" repliği can buldu. Şöyle ki; baktım yemeden olmadı bu sefer akşamları yemeden nefes almaya karar verdim..Çok değil 2 gün önce de açık öğretim sınavlarım için hazırlanmaya karar vermiş ve ders çalışmıştım. Nasıl olduğunu bilmeden bugün de bir diğer dersi çalışıyorum. Yani biraz ara verdim kabul.
Demem o ki ben değişiyorum arkadaş !
Kura kura kafamda deli sorularla yaşanmıyor. Oluruna bırakıyorum.Ne biliyim bi çaresi bulunur çıkmazların bi uyuyıp uyanalım diyorum..Dilimin ucuna gelen o eski halimden eser yoklu melodileri susturuyorum...
-En azından tüm bunlar için çaba sarfediyorum.
-"su çok güzel gelsene, sandalet ayaklarımı çok kirletiyor, etek giyince bacaklarım sürtünüyor pişik oldum"su repliklere özlem duyuyorum.
-Sosyalleşme umutları kuruyorum
-iş çıkışı trafiğine gülümsüyorum
-sabahları türk sanat müziği dinliyorum
-giyilmeyecek olsada pentiden çoraplar alıyorum
-kırılmayan saçlarıma hayret ediyorum
-tamam kabul fazla yemek yiyiyorum
-derbi günü yaklaştıkça heycanlanıyorum
-o'nu göremiyorum
-o'nu özlüyorum
-o'nu seviyorum
Öyle ~
28 Şubat 2012 Salı
Bu da mı gol değil ?
Bu da mı gol değil bebeğim? diyesim var düşen cemreye.
Nereye düştü bu cemre bilmiyorum...Bazen hangi kafayı yaşıyorsun sorularında ki özne kafası olmak hoşuma gidiyor.Hayır empati değil..Daha az yorucu bir şey bu.Nasıl desem ki rahat işte.Saçma sapan konuşmak, herşeye gülmek, iğrenç" beni beni Bihterini !" monologlarıyla gezmek "uuu über sert" diye taçlandırmak istiyorum.Dışım tek vücut görünürken içimin parça parça olduğunu hissediyorum. Beynimin sağ ve sol lobdan oluştuğu komik geliyor.Başka bir şeyler mutlaka olmalı.Aynı anda bir sürü şey düşünüyorum.Yoruluyorum.Durduk yere yoruluyorum.Karamsarlaşıyorum.
Bırakın koşmayı bu aralar yürüyemiyorum ben.Nefes nefeseyim otururken bile.Sıçrayarak uyanmıyorum doğru uyuyamıyorum ben.Uykumu uyutup oturuyorum.Düşünüyorum.
Öyle...
Nereye düştü bu cemre bilmiyorum...Bazen hangi kafayı yaşıyorsun sorularında ki özne kafası olmak hoşuma gidiyor.Hayır empati değil..Daha az yorucu bir şey bu.Nasıl desem ki rahat işte.Saçma sapan konuşmak, herşeye gülmek, iğrenç" beni beni Bihterini !" monologlarıyla gezmek "uuu über sert" diye taçlandırmak istiyorum.Dışım tek vücut görünürken içimin parça parça olduğunu hissediyorum. Beynimin sağ ve sol lobdan oluştuğu komik geliyor.Başka bir şeyler mutlaka olmalı.Aynı anda bir sürü şey düşünüyorum.Yoruluyorum.Durduk yere yoruluyorum.Karamsarlaşıyorum.
Bırakın koşmayı bu aralar yürüyemiyorum ben.Nefes nefeseyim otururken bile.Sıçrayarak uyanmıyorum doğru uyuyamıyorum ben.Uykumu uyutup oturuyorum.Düşünüyorum.
Öyle...
23 Şubat 2012 Perşembe
Ahşap ofis katları
Boğaz trafiğini atlatmıştım.Fonda sesi kulaklarımı tırmalayan bir vj ile yolculuğa devam ediyordum. Sesi kulak tırmalayan birinin görüntü olmadan halka hitap etmesi, kitleleri o frekansta toplaması nasıl bir ironidir diye düşünürken düşüncem kiralık ofis katları yazan binaya takıldı. Oldum olası ahşap detayını seven biri olarak tamamen ahşap kaplı binada bir ofis hayal ettim. Beyin fırtınası bu olsa gerek. Çocukluğuma götürdü beni. Ne öğretmen olmak ne hemşire ne dansöz.. İç mimar olmak istedim hep...Mimariden anladığım şöminenin ısıtma kapasitesinden öte pembe perdelerdi sadece. Pembe perdeli bir oda ve beyaz mobilya oldu mu benden mimarı olmazDI. Sonra büyüdüm değişen dünya koşulları beni psikolog olma düşüncesine itti.Home ofis düşündüm. Evime iş getirmem aga! dedim. Ama ofis gene vardı. Sonra yazmaya aşık oldum. Yazdım, yazdım... Okundukça yazdım, sevildikçe yazdım.. Ben Türk Dili okumalıyım dedim. Yazmalıyım. Hiç ofisimin olamayacağı gerçeğine inat Türk Dili okudum. İş hayatına erken atıldım. Ergenlikten yeni çıkmış trendsetter halimle modaya sardım..Yazı ve modayı birleştirip attım kendimi dergiye..Dünya karardı. Çünkü hem trendsetter hem diş telli bir kız olunca hayat zorlaştı. Yemek yiyemediğim anlar çekimlerde kıpırdanamaz oldum. O esnada editör olmak evet bu benim etiketim dedim. Medya sektörüne bağlandım. İnternet editörlüğü. Hem yazarım. Moda var. Oturduğun yerden. ! Evraka! Oldu bu iş. İşime aşık oldum. Staj dediler 30 gün. 31. gün gelme.. Rampada kalan araba gibiydim. Geri geri kaydım. Aklımda kalan kanımın medyada oluşuydu... Şuan futbol aşkım tercihlerim görsellerimle televizyonun içindeyim...Bir ahşap binadan nerelere geldik. Demem o ki... Belki hayatın altı üstünden güzeldir.. Olamaz mı?
14 Şubat 2012 Salı
since 2007
Hayatıma girdiğin günden beri kapıya gelen çiçekçi fobisinden kurtuldum sevgili...13 Şubat geceleri saat 00.00'ı gösterdiğinde telefon bir uçta ben bir uçta rahatça televizyon izleyebildim...Bu yüzden sevdim seni...
Benim doğrularımın senin de doğruların olduğunu anladığım an sevdim..14 Şubat sabahı happyvalentinesday diye dolaşan insanların yanında "Şike Davası" heyecanını taşıyabildiğimiz için sevdim.."Bütün bunlar kapitalist düzenin oyunu azizim" derken gözlerinin ışıltısını görebildiğim için sevdim.. Çiçek sevmem dediğim anlar çikolata tutkumdan vurup bonnyfoodla geldiğin günleri sevdim....Yanlışlıkla " Hoşgeldin bitanem Liverpool" dediğin günlere "Hoşbuldum hayatım Everton" cevabı verdiğimde ki şaşkınlığını sevdim...Elimde telefon sızdığım akşamlar sabah uyandığımda mesajlarına gelmeyen cevapları sorgulamadığın için sevdim...Tek düşündüğünün uykumu alıp-almamam olduğunu bildiğim için bir daha sevdim.
İşte bu yüzden bay rüya adam oldun sen...Ne beyaz atlı prens, ne biscolata erkeği...
Hayatımın sarı-lacivert rengi kal bize her yer Silivri <3
Benim doğrularımın senin de doğruların olduğunu anladığım an sevdim..14 Şubat sabahı happyvalentinesday diye dolaşan insanların yanında "Şike Davası" heyecanını taşıyabildiğimiz için sevdim.."Bütün bunlar kapitalist düzenin oyunu azizim" derken gözlerinin ışıltısını görebildiğim için sevdim.. Çiçek sevmem dediğim anlar çikolata tutkumdan vurup bonnyfoodla geldiğin günleri sevdim....Yanlışlıkla " Hoşgeldin bitanem Liverpool" dediğin günlere "Hoşbuldum hayatım Everton" cevabı verdiğimde ki şaşkınlığını sevdim...Elimde telefon sızdığım akşamlar sabah uyandığımda mesajlarına gelmeyen cevapları sorgulamadığın için sevdim...Tek düşündüğünün uykumu alıp-almamam olduğunu bildiğim için bir daha sevdim.
İşte bu yüzden bay rüya adam oldun sen...Ne beyaz atlı prens, ne biscolata erkeği...
Hayatımın sarı-lacivert rengi kal bize her yer Silivri <3
4 Şubat 2012 Cumartesi
Koşu bandı gerçekleri
İzin gününün yatılanı makbuldür...
Geceden telefonumun sesini kapatıp elimin ulaşamadığı yere kaldırmamla başladı her şey...Ne çalan telefonlar ne buzda yaptığım danslar hiç biri yoktu bu sabah.. En önemlisi bir kase cornflakes yerine mis gibi yumurta kokusuyla uyandım, sıcak çay oh mis! Gece 3te ders seçip yatmış olmamın etkisiyle rüyamda 15yy. edebiyatçılarıyla sohbet ederken bir yandan Futbol Gündemi'ni izliyorduk..Nasıl yani demeyin..İş aşkı, eğitim zahiyatı diyelim biz buna...
Başımın altında babanne dizi, kar sonrası güneşi izlerken düşündüğüm türk kahvesi değildi, pazar günkü derbi için verilen oranlar hiç değildi...Beşiktaşın eksikleri, Fenerbahçenin şaşırtan performansı her idda oynama girişimimin hezimetle sonuçlanmasından sonra değersiz oldu gözümde..Yanıma tek kar handikapın ne demek olduğunu öğrenmem kaldı sanırım (!)
Düşündüğüm sendin sevgili...Bu sabah sana evimizde koşu bandının gerekliliğini söylediğimde bana beyaz eşya tepkisi vermendi düşündüğüm..Buzdolabı almalıyız desem nasıl tabii ki dersen bunda da o tepkiyi vermendi.Saçma sapan isteklerimi sırf "isteğim" olduğu için zaruri ihtiyacımız gibi konuşman...
Bu lafa çok kızarsın biliyorum ama "sen yağmasan da hep gürle sevgili" ...Sen "biz" olunca yağarız ♥
Geceden telefonumun sesini kapatıp elimin ulaşamadığı yere kaldırmamla başladı her şey...Ne çalan telefonlar ne buzda yaptığım danslar hiç biri yoktu bu sabah.. En önemlisi bir kase cornflakes yerine mis gibi yumurta kokusuyla uyandım, sıcak çay oh mis! Gece 3te ders seçip yatmış olmamın etkisiyle rüyamda 15yy. edebiyatçılarıyla sohbet ederken bir yandan Futbol Gündemi'ni izliyorduk..Nasıl yani demeyin..İş aşkı, eğitim zahiyatı diyelim biz buna...
Başımın altında babanne dizi, kar sonrası güneşi izlerken düşündüğüm türk kahvesi değildi, pazar günkü derbi için verilen oranlar hiç değildi...Beşiktaşın eksikleri, Fenerbahçenin şaşırtan performansı her idda oynama girişimimin hezimetle sonuçlanmasından sonra değersiz oldu gözümde..Yanıma tek kar handikapın ne demek olduğunu öğrenmem kaldı sanırım (!)
Düşündüğüm sendin sevgili...Bu sabah sana evimizde koşu bandının gerekliliğini söylediğimde bana beyaz eşya tepkisi vermendi düşündüğüm..Buzdolabı almalıyız desem nasıl tabii ki dersen bunda da o tepkiyi vermendi.Saçma sapan isteklerimi sırf "isteğim" olduğu için zaruri ihtiyacımız gibi konuşman...
Bu lafa çok kızarsın biliyorum ama "sen yağmasan da hep gürle sevgili" ...Sen "biz" olunca yağarız ♥
1 Şubat 2012 Çarşamba
Biz seninle hiç karda yürümemiştik
Biz seninle hiç karda yürümemiştik demiştim di mi sevgili ?
Oldu..
İstanbul'un karını bugün sevdim ben...Gözlerimin içine giren kar ilk defa korkutmadı beni.. Önüme bakmadan yürümek hiç zor olmadı yanımdayken...
Biz seninle hiç kardan adam yapmadık ama sevgili...Öyle bir hakkımız olsaydı senin bahçen benim bahçem kavgası ederdik belki de...Ondan bizim bahçemizde olsun kardan adamımız...
Oldu..
İstanbul'un karını bugün sevdim ben...Gözlerimin içine giren kar ilk defa korkutmadı beni.. Önüme bakmadan yürümek hiç zor olmadı yanımdayken...
Biz seninle hiç kardan adam yapmadık ama sevgili...Öyle bir hakkımız olsaydı senin bahçen benim bahçem kavgası ederdik belki de...Ondan bizim bahçemizde olsun kardan adamımız...
İstanbul kar altında ne güzelmiş..Bugün farkettim ...
29 Ocak 2012 Pazar
Sen içeride ol kafi...
Düşündüm sonra...
Yalnızlık kapıyı anahtarınla açmak değil... Yalnızlık anahtar sesinin "Sen mi geldin sevgili? " sorusuyla karışmaması...Sadece bir anahtar sesi ve mesai dönüşü yakılan kombi gibi yalnızlık...Evin ısınana kadar uyku vaktinin gelmesi belki de.. Ben çok üşürüm bilirsin.. Ondan sen kapıyı açmasanda olur, "sen mi geldin sevgili" de bana bende sıcak evime gireyim yeter.
Oturdum akşam akşam bunu düşündüm...Zorladılar aslında... Yalnızlık üstüne bu kadar düşen insanların yalnız olmadığını düşündüm.. İki yalnız olması yalnızlığın olmamasının en büyük isbatı dedim.. İki yalnız bir yalnızlığı götürür diye de ekledim..
Bir sen de benim yalnızlığımı götürüyorsun...Gördün mü?
Yalnızlık kapıyı anahtarınla açmak değil... Yalnızlık anahtar sesinin "Sen mi geldin sevgili? " sorusuyla karışmaması...Sadece bir anahtar sesi ve mesai dönüşü yakılan kombi gibi yalnızlık...Evin ısınana kadar uyku vaktinin gelmesi belki de.. Ben çok üşürüm bilirsin.. Ondan sen kapıyı açmasanda olur, "sen mi geldin sevgili" de bana bende sıcak evime gireyim yeter.
Oturdum akşam akşam bunu düşündüm...Zorladılar aslında... Yalnızlık üstüne bu kadar düşen insanların yalnız olmadığını düşündüm.. İki yalnız olması yalnızlığın olmamasının en büyük isbatı dedim.. İki yalnız bir yalnızlığı götürür diye de ekledim..
Bir sen de benim yalnızlığımı götürüyorsun...Gördün mü?
Sahi, kapıyı ben kendim açarım.. Sen içeride ol kafi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
